Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı (2008–2012) Hakkında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Görüşü

Yayın türü  OF_gorus
Yayın Yılı (Year of Publication)  2008
Yazarlar (Authors)  HIZAL, A.; KARAÖZ, Ö.; DİRİK, H.; TÜRKER, A.; ERDÖNMEZ, C.
Yayın dili (Publication Language)  Türkçe
Anahtar kelimeler (Key Words)  ağaçlandırma; erozyon
Özet (Abstract)  

Fakültemiz öğretim üyelerinden Prof.Dr.Ahmet HIZAL, Prof.Dr.M.Ömer KARAÖZ, Prof.Dr.Hüseyin DİRİK, Prof.Dr.Ahmet TÜRKER ve Yrd.Doç.Dr.Cihan ERDÖNMEZ tarafından hazırlanmış olup Fakültemiz Akademik Genel Kurulunun 04.07.2008 t

arihli toplantısında İ.Ü.Orman Fakültesi görüşü olarak kabul edilmiştir.

Üniversite ve Fakülte  

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi

Bölüm(ler)  

Orman Mühendisliği

Anabilim Dal(lar)ı  

 

Tam metin  

AĞAÇLANDIRMA VE EROZYON KONTROLU SEFERBERLİĞİ EYLEM PLÂNI (2008-2012) HAKKINDA İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ORMAN FAKÜLTESİ GÖRÜŞÜ

Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Plânı (2008-2012) Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanarak ilgili kurum ve kuruluşlara iletilmiş; 1 Kasım 2007 tarih ve 26687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/28 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile bu kurum ve kuruluşların konuya gereken özeni göstermeleri istenmiştir. Söz konusu eylem plânı komisyonumuzca 15 ve 17 Ocak 2008 tarihlerinde yapılan iki farklı toplantıda incelenerek aşağıdaki görüşler oluşturulmuştur:

  1. Ülkemizin sahip olduğu doğal ve sosyoekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda; gerek ağaçlandırma ve erozyon kontrolü, gerekse rehabilitasyon ve mera ıslahı çalışmalarının ne derece önemli olduğu açıkça ortadadır. Çevre ve Orman Bakanlığının adı geçen eylem plânı aracılığıyla ulusal bir dinamizm yaratmaya çalışması ve bu çabanın Başbakanlık tarafından destekleniyor olması olumlu bir gelişmedir.

  1. Eylem plânının temel amacının küresel iklim değişikliklerine karşı önlem almaya yönelik olduğu görülmektedir. Kuşkusuz, ormanların karbondioksit tutma kapasiteleri dikkate alındığında, bu amacın yerindeliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ancak, en az bunun kadar önemli başka bazı amaçları da gözden uzak tutmamak gerekir. Odun üretim-tüketim ilişkilerinin dengelenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yaban yaşamının sürekliliğinin sağlanması, biyoenerji üretimi, su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi, kırsal kalkınmanın desteklenmesi vb. bu kapsamda sıralanabilir. Dolayısıyla, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarının plânlanmasında amaç saptanmasına özel bir önem verilmesi ve ormanların çok yönlü işlevlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Zira, amaç saptama tür seçiminden uygulama yöntemlerine kadar pek çok önemli konuyu etkileyecektir.

  1. Seferberliğin kapsadığı beş yıllık dönemde, toplam 2 milyon 300 bin ha'lık alanda çalışma yapılması plânlanmıştır. Eylem planının önceliği de, 1 milyon 683 bin ha ile "Rehabilitasyon Çalışmaları" na verilmiştir. Plânın ana hedefi olan "Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Çalışmaları" ise 252 bin ha ağaçlandırma ve 327 bin ha erozyon kontrolü olmak üzere, toplam 579 bin hektardır. Buna ek olarak, plânda 38 bin ha'lık alanda da mera ıslahı çalışmalarının gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.

Belirtilen çerçevede rehabilitasyon çalışmalarına ağırlık verilmiş olması, ilk bakışta doğru bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Zira, rehabilitasyon yoluyla doğaya çok fazla müdahale edilmeden ve doğal dengeler bozulmadan verimli orman alanlarını kazanmak çoğu durumda olanaklıdır. Ancak, kamuoyuna "Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği" olarak yansıtılan plânlamanın, gerçekte "Rehabilitasyon Çalışması" olması, söz konusu çalışmanın güvenilirliğini sarsmakta ve kamuoyunda tartışmalara yol açmaktadır. Bu nedenle, plânın tanıtımı ve uygulanması sürecinde, hedeflenenin salt ağaçlandırma çalışması olmayıp rehabilitasyon ağırlıklı olduğu, kamuoyuna duyurulmalı ve yanlış anlaşılmaya yol açılmamalıdır. Ayrıca rehabilitasyon çalışmaları da rutin silvikültürel işlemler dışında "verimsiz ve bozuk ormanların iyileştirilmesini esas alan kültür tekniklerine ve ekolojik onarım yaklaşımlarına uygun işlemlere göre" kurgulanmalıdır. Bu husus, belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi açısından ayrıcalıklı bir önem taşımaktadır.

  1. Eylem plânında öngörülen uygulamaların gerçekleştirilebilmesinin ön koşulu yasal, ekonomik ve örgütsel zeminin hazırlanması ile halk desteğinin sağlanmasıdır. Bu çerçevede bakıldığında:

    1. Mevcut yasal düzenlemeler hukuksal açıdan gerekli zemini oluşturmaktadır. 6831 sayılı Orman Yasası ve 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Yasası ile bu yasalarla bağlantılı diğer düzenlemeler yeterlidir. Ancak, bu ölçekte plânlanan ağaçlandırma çalışmaları sonucunda doğabilecek olan mülkiyet ve işletme problemleri dikkate alınmalı ve yapılacak uygulamaların sonucu Anayasanın 169. maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

    1. Eylem plânında ve Başbakanlık Genelgesinde, ilgili kurum ve kuruluşların bütçelerine yeterince ödenek konulacağı belirtilmektedir. Ne var ki, bu irade beyanı, siyasal olaylardaki dalgalanmalara bağlı olarak zafiyete uğrama riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, ekonomik kaynak aktarımının garanti altına alınması zorunludur. Bu amaçla, uygun bir yasal düzenlemenin gerçekleştirilmesi düşünülebilir.

Diğer yandan, eylem plânına göre, diğer kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülecek ağaçlandırma çalışmalarının birim alan maliyetleri ormancılık örgütünün yürüteceği ağaçlandırma çalışmalarının birim alan maliyetlerinin iki katı düzeyindedir. Ormancılık örgütü dışındaki kurum ve kuruluşları ağaçlandırma amacına yöneltmenin yaratacağı bir takım yararlar mutlaka bulunmaktadır. Ayrıca, bu kurum ve kuruluşların, küçük alanlarda çalışacak olmaları nedeniyle, yüksek maliyetli projeler gerçekleştirmeleri olağan karşılanabilir. Bütün bunlara rağmen, kıt kaynaklara sahip bir ülke olmamız nedeniyle, ağaçlandırma çalışmalarının çok daha yüksek oranının ormancılık örgütü tarafından yürütülmesi, kaynakların verimli kullanılması açısından daha doğru olacaktır. Ayrıca, ormancılık örgütü dışındaki kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ağaçlandırmaların ormanlardan beklenen çok yönlü işlevleri yeterince yerine getirmediği de unutulmamalıdır.

    1. Öngörülen çalışmaların çok önemli bir bölümü OGM ve AGM tarafından gerçekleştirilecek; hatta diğer kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülecek çalışmalar da bu iki ormancılık örgütü tarafından desteklenecektir. Adı geçen iki kurumun hâlihazırda ciddi bir personel sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu düşünüldüğünde, eylem plânının getirdiği yükü kaldıramayacakları açıkça görülecektir. Eylem plânında belirtilen çalışmaların tamamı hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilse bile, bu çalışmaların gözetim ve denetiminin getireceği yük yukarıdaki saptamayı değiştirmeyecek ölçüde büyük olacaktır. Bu nedenle, her iki kurumun, özellikle personel açısından ciddi ölçüde desteklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, mevcut personelin eylem plânına kanalize olması, koruma, bakım, üretim, pazarlama gibi zaten sorunlu olarak yürütülebilen çalışmaların durma noktasına gelmesine yol açabilecektir.

    1. Eylem plânının, eğitim ve tanıtım faaliyetlerini ayrı bir başlık altında ele aldığı görülmektedir. Halk desteğinin sağlanması açısından bu durum olumlu karşılanmalıdır.

  1. Ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarının başarısını etkileyen en önemli unsurlardan birisi, projelendirme aşamasından önce, gerekli ekolojik ve sosyal etütlerin yapılmış olmasıdır. Etüde dayanmayan projelerin uygulanması durumunda başarısızlık kaçınılmazdır. Ülkemizde bu konuda sıkıntılar yaşandığı da bilinmektedir. Eylem plânında belirtilen çalışmalar söz konusu etütlere dayandırılmazsa başarısızlık olasılığı artacaktır. Bu konuya gereken önemin verilmesi son derece yararlı sonuçlar doğuracaktır.

  1. Ağaçlandırma alanının seçiminde iki konu ön plâna çıkmaktadır. Birincisi, ağaçlandırma sonucu oluşacak orman alanından beklenen yararları hangi alanların en fazla desteklediğidir. İkincisi ise, bu yararlardan hangilerinin ağaçlandırmaya konu yöre/bölge için öncelik arz ettiğidir. Bu sorunu rasyonel bir şekilde çözmenin yolu, ağaçlandırma alanının seçiminde çok amaçlı karar verme ve yöneylem araştırma yöntemlerinden yararlanmaktır.

  1. Ağaçlandırma çalışmalarının başarısını etkileyen unsurlardan birisi de, tohum ıslah ve üretimi ile fidan üretimi etkinlikleridir. Bu konularda gerekli altyapının hazırlanması için gereken hassasiyet gösterilmelidir.

  1. Ağaçlandırılan alanların korunması ve bakımı üzerinde önemle durulması gereken bir diğer konudur. Ayrıca, eylem plânında belirtilen izleme ve değerlendirme çalışmalarının, sağlıklı bir yöntemle ve eylem plânı uygulamaları tamamlanıncaya kadar titizlikle yürütülmesi gerekir.

  1. Erozyon kontrolü çalışmaları eylem plânının önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Ülkemiz topraklarının çok önemli bir bölümünün erozyon sorunu ile karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Erozyon kontrolü çalışmalarında su toplama havzalarına öncelik tanınması gerekmektedir. Bu kapsamda, ülkemizdeki akarsu potansiyelinin %25'ini içeren Dicle ve Fırat havzalarına ağırlık verilmesi yerinde olur.

  1. Ülkemizde erozyonun temel nedeni insan kaynaklı orman ve mera tahribatlarıdır. Bu nedenle, yalnızca teknik nitelikli çalışmalarla sorunu çözmek olanaklı değildir. Erozyon kontrolü çalışmaları havza bazında yapılmalı, yerel halkın gelirlerini artırıcı önlemlere yer verilmeli, halkın bilgilendirilmesi ve halk katılımı sağlanmalıdır.

  1. Ağaçlandırma çalışmalarında olduğu gibi, erozyon kontrolü çalışmalarında da koruma ile izleme ve değerlendirme çalışmalarına titizlik gösterilmelidir.

Sonuç olarak; Ülkemizin sahip olduğu doğal ve sosyoekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, gerek ağaçlandırma ve erozyon kontrolü gerekse rehabilitasyon ve mera ıslahı çalışmalarının ne derece önemli olduğu açıkça ortadadır. Kamuoyuna "Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği" olarak yansıtılan planlamanın, gerçekte "Var olan verimsiz ve bozuk nitelikli ormanlarda yapılması öngörülen Rehabilitasyon çalışması" ağırlıklı olması söz konusu çalışmanın güvenilirliğini sarsmakta ve kamuoyunda tartışmalara yol açmaktadır. Bu nedenle, planın tanıtılması ve uygulanması sürecinde, hedeflenin salt ağaçlandırma çalışması olmayıp rehabilitasyon ağırlıklı olduğu, kamuoyuna duyurulmalı ve yanlış anlaşılmalara yol açılmamalıdır. Doğaya katkı sağlamayı amaçlayan iyi niyetli insanların bu duyguları hiçbir şekilde istismar edilmemeli, doğa asla politik çıkar hesaplarına alet edilmemeli, gerçekler insanlara yalın şekliyle aktarılmalıdır. Özetle rehabilitasyon çalışmaları ağaçlandırma olarak sunulmamalıdır. Ülkemiz ormancılığında önemli bir yeri olan rehabilitasyon çalışmaları da verimsiz ve bozuk ormanların iyileştirilmesini esas alan kültür tekniklerine ve ekolojik onarım yaklaşımlarına uygun işlemlere göre kurgulanmalıdır.

Not:

Fakültemiz öğretim üyelerinden Prof.Dr.Ahmet HIZAL, Prof.Dr.M.Ömer KARAÖZ, Prof.Dr.Hüseyin DİRİK, Prof.Dr.Ahmet TÜRKER ve Yrd.Doç.Dr.Cihan ERDÖNMEZ tarafından hazırlanmış olup Fakültemiz Akademik Genel Kurulunun 04.07.2008 tarihli toplantısında İ.Ü.Orman Fakültesi görüşü olarak kabul edilmiştir.

Dışarı aktar  Etiketlenmiş XML BibTex

Powered by Drupal - Modified by Danger4k